Eşitsizlik ve ayrıcalıklar: Motorcular muaf değildir (PV)

Benzinin litre fiyatının 5 TL’yi (1,5 USD) aşmasıyla 600 cc tek silindir motorumun deposu 18 Amerikan Doları ya da 16 Euro’nun çok üstüne doluyor ve beni 200 Km’den öteye götürmüyor.

Evden İstanbul’a olan mesafeyi gitmek bana sadece benzin için 80 Euro’ya ayrıca bakım, yağ, sigorta ve kişisel masraflara mal oluyor.

Eğer sadece sandviç ve suyla idare edilebilirse diyelim 110 Euro.

Bu paranın yarısına evden (havaalanına 15 km mesafede) İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı’na uçabiliyorum. Motor sürmek kadar eğlenceli olmadığını kabul ediyorum ama insanı düşündürüyor doğrusu.

Ve Mart ayında baharın ilk sürüşlerinden birine çıkmışken, yol kenarında oldukça büyük bir restoranda durduğumda dışarıda park etmiş 20’den fazla motoru izlediğimi düşündüğümde: bu araçların temsil ettiği toplam sermaye bütün tesisi satın alırdı ve bir sürücünün dediği gibi, belki yanındaki benzin istasyonunu bile alırdı.

Gerçekten de, bize servis yapan garsonun buradaki motorlardan en ucuzunu almak için üç yıllık maaşının tamamını biriktirmesi gerekirdi.

25.000 Euro (2017 Mart ayı karşılığı yaklaşık 100.000 TL ve Brüt Asgari Maaş 1.800 TL) ile BMW İstanbul’dan yeni bir BMW GS Adventure alabilirsiniz. Teoride ve pratikte sadece babanın çalıştığı üç kişilik bir ailenin aynı parayla dört buçuk yıl hayatını idame ettirmesi gerekir. Savaştaki ülkeler ve ailelerle çocukların yaşadığı sefalet hakkındaki haberlerle aynı TV programında beş dakika sonra gösterilen masraflı ve anlamsız Milano Moda haftası etkinliği haberi arasındaki tezat insanı düşündürüyor. Düşündürüyor ve insanın canını acıtıyor.

Ayrıca, sadece motoru almak yetmiyor: tabi ki aynı babanın iki buçuk yıllık maaşını koyarak daha “mütevazı” olan (51.000 TL) bir Suzuki V Strom 650XT de alabilirsiniz.

Ne yazık ki, görünüşe göre günümüzde çok az sayıda motorcu konu aksesuara özellikle de “gösterişli” motosiklet aksesuarına gelince minimalist ya da   tutumlu bir tavır takınıyor.

Yepyeni bir Honda ST1300A’nın üzerine 9.000 Amerikan Doları ekleme yapan (sadece “ihtiyaçları karşılaması” için) bir Iron Butt sürücüsü kadar ileri gitmeden de, masraflı modifikasyonlar çok popülerdir: egzoz sistemi, çanta sistemi, komünikasyon sistemi, GPS ve eğlence sistemi, sele, farlar, gösterge, koruyucular ve karbon fiber (veya titanyum) parçalara Portofino’daki kafelerdeki Dolce Gabbana gömlekler kadar sık rastlanır.

Tüketim toplumu, “sahibim ama daha fazlasını istiyorum” gösteriş tutumu sürücüyü “kusursuz ve nihai” motoru satın almaya ve sırf pazarlama baskısından dolayı değiştirilebilen tüm parçalarını değiştirmeye iter.

Yeni bir egzoz 5-7 beygirlik bir gelişme sunabilir ama aynı sonuç bir diyet programıyla sürücünün yağ fazlasından yaklaşık 10 kilo kaybederek de elde edilebilir.

Nihayetinde, “sürüş zamanı geliyor ve benim giyecek hiçbir şeyim yok…” Sürüş kıyafeti de, deniz kızlarının şarkılarının giyim konusunu yüce teknoloji seviyelerine taşıdığı diğer bir en büyük eşitsizlik kaynaklarından biridir. Deniz kızları şarkı söyler “daha fazla koruma daha fazla para gerektirir” ve “daha yüksek fiyat daha fazla koruma demektir”; içinde kredisi olan kredi kartını herhangi bir hastanenin acil servisine girmeden önce göstermek zorunda olan kişiler için kulağa oldukça tanıdık gelir (doğal seleksiyonun yeni tanımı en zenginin hayatta kalması).

Bu çekici (ve aldatıcı) şarkı sürücüleri, korumalı kıyafetlerinin ağırlığı yüzünden seleye tırmanmak için kaldırılması gereken orta çağ şövalyelerine döndürür. Hava yastığından sonra iki tekerli araçlarda emniyet kemerini bekliyorum (neden olmasın… eski bacak koruma fikri artık şaside zorunlu). Pahalı olmayan kıyafetler artık ikinci lige düştü ve yeterlilik kıyafet için harcanan çok miktarda parayla ilişkilendirildi.

Eşitsizlik çatışma, şiddet ve dengesizliğin ana kaynağıdır. Tutumluluk ve paylaşmanın modası geçti ve zenginlikle gösteriş yapmak artık en büyük eğlence: motora binmek eskiden kaskın markasının önemli ve kesinlikle ayrıştırıcı olmadığı, basit ve herkese açık bir spordu. Bugün biz motorcular, gösteriş için para harcayan ayrıcalıklı insanlardan oluşan bir sosyal sınıf yaratarak, üstü kapalı ancak çok da gizli olmayan bir ayrımcılığın kahramanlarıyız.

“Bağış toplama sürüşleri” bir çözüm olmasa da Türkiye’de oldukça nadir yapılıyor: belki de tüm grupların sürüşten aldıkları keyfin bir kısmını geri ödemeyi düşünmesinin zamanı gelmiştir. Bu konuda fikri olan var mı?

Kıyafet: Moda ve Stile karşı Ekipman (PV&AG)

Aerostich giysilerinin yaratıcısı ve sahibi olan iyi dostum Andy Goldfine, minimalist sürüş konusundaki düşüncelerimi yansıtan bir PR haberinden alıntı gönderdi. Bunun Andy’nin sırf kendi çıkarı için Darien montların reklamını yaptığını da söyleyebilirsiniz ve bunda kısmen haklısınızdır.

Yine de, Andy’nin on yıllarca önce (çok az sayıda motorcunun tekstil kıyafetleri tercih ettiği dönemde) yaratmış olduğu ürünle haklı gururlanmasını çıkarırsanız göreceksiniz ki, çok daha fazla şey satma ihtiyacı, sıklıkla gerçek sürüş korumasının ya da konforunun gerekçe gösterilemeyeceği fikirler ve görüşler yaratıyor.

Darien mont sınıfının yer aldığı sürücü-kıyafeti pazar alanında, daha yeni montların nasıl ‘yeni ve geliştirilmiş’ olduğuna dair çok fazla ‘patırtı’ var.

Bu tür montları yapan firmalar her bir-iki yılda bir bunları yeniden stilize ediyor ve değişiklikler yapıyor, sürücülere eğer üç fermuar iyiyse, altı veya yedi fermuarın daha da iyi olduğunu söylüyorlar. Ve periyodik olarak yeniden geliştirilen bu tasarımlar teknik yenilikler de sunuyor.

Tüm bu ‘patırtı’, bu alanda sözüm ona hiç durmadan hızla gelişen teknoloji kisvesi altında sunulan moda ve stil anlamına geliyor. Ancak, korumalı su geçirmez tekstil montlar bilgisayarlarla, hatta motosikletlerle aynı türden bir teknoloji içermiyor. Eğer fonksiyonel olarak üç fermuar gerekiyorsa, yedi fermuar üç fermuardan daha iyi değildir. Önemli olan kullanım kolaylığı, dayanıklılık, vücuda doğru oturması ve fonksiyonudur.

Bu türde giysilerin öncülüğü yirmi ve hatta otuz yıl önce Aerostich tarafından yapılmıştı.

O zamandan bu yana, markalı ‘tasarım’ kotlara eklenen dekoratif dikişler Levi’s 501 gibi kullanışlı, rahat ve dayanıklı iş pantolonlarını moda hale getiriyorsa, montlardaki yeni teknoloji hakkındaki patırtı da çoğunlukla teknolojik gelişme maskesi giyen moda saçmalığıdır. Gerçek değildir.

Klasik siyah deri ‘fermuarlı’ motorcu montları yıllar boyu dünya çapında popüler olmuştur. Birçok fiyat aralığında versiyonları vardır ve bazı çevrelerde bu mont gerçekte motor sürmekle pek alakalı olmayan bir moda klişesi haline gelmiştir. Fakat birçok sürücü için yıllar boyunca çok az değişen harika bir ekipman tercihi olmaya devam eder; çünkü çok işe yarar. Bu montların orijinal versiyonlarını Langlitz, Shott ve çeşitli öncü deri firmalarında bulabilirsiniz. Aynı şekilde, orijinal İngiliz balmumu kaplı pamuk Belstaff ve Barbour sürücü mont ve pantolonları da orijinal desenlerinde üretilmeye devam eder ve mükemmel fonksiyonel sürücü giysisi olmayı sürdürür.

‘En yenisi ve en iyisi’ yaklaşımı genelde daha çok stil ve moda temellidir ve orijinal ekipmanlarsa hemen hemen her zaman daha çok kullanışlılık temellidir. Her geçen yıl Levi’s 501’in değişmesinden daha fazla değişmez. Birçok sürücü bir tür gelişmiş teknoloji aldıklarına inanıp, hiç durmadan değişen moda ve stil satın aldıklarını kabul etmeye yanaşmazlar, ama asıl gerçek budur.

Kafa Yapısını Değiştirmek

(Not: Paolo Volpara aşağıdaki makaleyi 2010 Ağustosunda bir dahili yazışma olarak kaleme aldı. Sizinle paylaşmak istedim çünkü bence o kadar da dahili değil. OMM’nin varlığının arkasındaki felsefeyi anlatan ilginç bir yazı. Bugün hala geçerli bir yazı olması da ilginç. – Attila Algan)

Şimdi çok geçmişlerde kalan 1998 yılı Türkiye’sinde, bir motosiklet grubu kurmaya karar verip, OMM’yi “Beyni Olan Motorcular” olarak tanımlamıştık. Hatta ilkel bir logo da tasarlamıştık ama Tanrı’ya ve estetik olgusuna şükür ki hiç gün yüzüne çıkmadı. Aynı şekilde, belirlediğimiz sloganımızı da çok küstah hatta aşağılayıcı olacağını düşünerek hiç kullanmadık. Tüm kurucular olarak aslında her şekilde vermek istediğimiz mesaj açıktı: beyin daima motosikletin en iyi aksesuarı olmuştur ve olacaktır. Bilinçli ve yetkin bir sürüş için aksesuar olmanın yanında, Motorcular olarak bizim oynadığımız role de zekayı katmak için bir araçtır.

Motosikletçiler, biliyoruz ki ilginç bir türdür: bir tarafta kitle odaklı bir toplumda aşırı bir bireyselliği temsil ederiz. Tek başımıza süreriz, diğer insanlar evde otururken süreriz, kaskımız içinde izole şekilde seyahat ederiz.

Diğer taraftan da topluluk halinde yaşayan bir hayvan türüyüz: babam pek iyi tanımadığım insanlarla konuşmamamı söylemiş olsa da, eğer motor üstündeyse tamamen yabancı biriyle sohbete girmekten hiç rahatsız olmam.

Beyin camianın içinden motorcu dostlara karşı bireysel sorumluluğumuz üzerinde büyük rol oynar. “İyi sürücüler” olarak keşiflerimizi paylaşma, bu spora yeni başlayanlara yardımcı olma, tüm sürücülere mümkün olan her şekilde destek olma yükümlülüğümüz vardır. Bu sebeple, daima kulüplerde ve derneklerde aktif olarak görev aldım… bu sebeple yıllar önce İstanbul’da One More Mile Riders grubunu kurdum.

Sonuçta, sevgili dostlarım, sadece sürmek yetmez. Hepimiz, hiçbir sınırı, kuralı, limitleri olmayan bir grup olan Motosiklet Camiasının ayakta durması için zaman, kaynak ve çaba harcamalıyız; ama bunu aktif, yaratıcı ve cömert bir Beyinle yapmalıyız. Ve tabi bir stille. Hiçbir şey 2010 yılında OMM’nin favori aktivitelerinin bazılarından daha iç karartıcı olamaz:

  • Sürücü arkadaşlar arasında kıskançlık ve grup içerisinde güç mücadelesi
  • Hiçbir yeni katkı olmadan ayinsel bir şekilde konseptlerin, biçimlerin ve etkinliklerin tekrarı (2004 yılında yazılmış Teori eğitimlerinin konseptleri ezbere bilen izleyiciye binlerce kez yeniden sunulması)
  • Güvenli… profesyonel… uzman… örnek olma küstahlığı
  • Bilgi olmadan sadece tavır öğretme
  • Merak ve kültür olmadan sadece sürme gösterişi

Tüm bu ölümcül günahlar kulübün camiaya katabileceklerinin içeriğini azaltmakla kalmaz (OMM’de 2005 yılından beri yeni hiçbir fikir yok) aynı zamanda STİL SEVİYESİNİ de elmaslarla bezeli bir iç çamaşırı kadar bayağılaştırır.

Bu aptalca durumda, kaliteli “OMM tarzı sürüş” de bir Beidermeier dolabının plastik bir kopyası haline geldi. Ne stili, ne beyni, ne de keyfi olan… ama yine de bir mil daha…

İhtiyacımız olan şey insanların değişimi, hatta mümkünse insanların içinde değişim. Grubu yaratıcılık için kişisel bir alan, heyecan verici bir tablo için boş bir tuval, ortaya çıkmayı bekleyen bir heykel için mermer bloğu olarak görme inisiyatifini almak.

OMM’yi sürücünün zihninden doğan yeni ve heyecan verici deneyimlerin coşkusu olarak görmek.

Bunu yapmak için tüm gereken şey beyin… ve bir motor (önem sırasıyla)

Türk mühendis 40 yıllık parçalarla ayağa kaldırdığı iki silindirli, itme çubuklu 650 ile saatte 175 mil (280 km/saat) hız yaptı.

Mojave Mile’de bir havaalanı pistinde SCTA’nın (Güney Kaliforniya Zaman Ölçme Derneği) tuttuğu bir rekoru 25 mil/saat farkla kıran Türk kökenli genç bir mühendisin başarısına göz atmak üzere bir davet aldım. Makale, Mark Gardiner tarafından yazılmıştı ve bu vesileyle motosiklet yarışları, tarih ve sektörle ilgili haberlere yer verdiği web sitesini (Bikewriter.com) ziyaret etme fırsatı buldum. Isle of Man TT yarışçısı Mark Gardiner aynı zamanda “Riding Man”in de yazarıdır.  Burada bir kısmını okuma zevkine varacağınız yazının tamamına Revzilla’dan ulaşabilirsiniz.  

Arkadaşım Dan’ın pikap kamyonu, 210 numaralı otobanın altında bir yerlere saklanmış, tarif edilemez bir kırsal bölge / küçük kasaba havasına sahip bu Kuzey Los Angeles semti Shadow Hills’de tozlar içinde bir bungalovun önünde durdu. İki arabalık garajın kapısı açıktı. Belki de bu yüzden burası bana Los Angeles’ın bir parçası gibi gelmemişti. Burada yaşayan her kimse, aletlerle ve motorlarla dolu bir garaja merakla bakan gözlerden rahatsız olmayacak birisiydi.

“İşte bu Alp” dedi arkadaşım Dan. Alp, elimi sıkarken öyle fazla coşkulu görünmüyordu. Biraz utangaç mıydı, yoksa bir başka gazetecinin de teknik detayları yanlış anlayacak olmasından mı endişeliydi emin değilim. Ancak, Triumph 650’i beklenmeyen bir şekilde saatte 175 mil gittiğinde, tanımadığı yabancıların ortaya çıkıp, sizinle konuşmak isteyeceği gerçeğini, istemeden de olsa kabullenmiş gibiydi.

Alp Sungurtekin 42 yaşında, fakat yaşını göstermiyor. Türkiye’de ve Almanya’da büyümüş, bir tattoo stüdyosu işlettiği İstanbul’da endüstriyel tasarım okumuş. ABD’ye 2002 yılında gitti ve orada bir gemi inşaat mühendisi için çalışmaya başladı. Bu, motosiklet yapma yolunda iyi bir başlangıç gibi görünmeyebilir. Ancak, çalıştığı işyerinin AR-GE departmanı tam bir imalat atölyesine sahipti. Burada tasarımını yaptığı şeyleri üretmeyi öğrendi. Edindiği bu yeni yetenekleri kullanarak, SCTA yarışları için Triump üretmeye ve bunları yarışlara sokmaya başladı. Yıllar içinde birçok hız denemesi yaptıktan sonra, gerçek bir hız motosikletinin nasıl olması gerektiğine dair kendi görüşlerini yerli yerine oturttu. Onunla gerçekleştirdiğim mülakat sırasında, garajdaki çalışma standında,  oldukça ince bir motosiklet vardı: “Bu bir A-FP 650 Sınıfı makine” dedi. “A özel üretim olduğunu gösteriyor, P itici (pushrod) F yakıt (fuel) anlamına geliyor. En üst seviye yakıt kullanan bir model, %90-100 nitrometan tüketir.”

“Özel yapım” olması, fabrika şasisi olmadığı anlamına geliyordu. Şasiyi Alp kendisi tasarlamış ve krom tüplerden (chromoly tubing )üretmişti. Motor, klasik kısa mesafeli yarış motoru gibi duruyordu; çok kısa, çok hafif ve bir hız yarışçısı için arka süspansiyonu oldukça zayıf olan motor “Thunder Engineering” kalıbı üzerine inşa edilmişti. Kafa, yaşamına 1964 model bir Triump alaşımı olarak başlamıştı…

Hız yarışçıları, görünen şeyler hakkında konuşmaya açıktırlar. Ancak, porting, mil dirseği, manyeto zamanlama gibi motorun iç dinamikleri ile ilgili konulara gelince daha kaçamak cevaplar verirler… Bu konulara girince, “Bu bir sır değil” dedi Alp bana, “Ancak, bunlar hakkında konuşmak istemiyorum”.

Motoru Bonneville’de yarıştırmayı planlıyordu. Ancak tuz zemini çok kötüydü. Bu yüzden, havaalanı pistinde SCTA rekorunu saatte 25 mille geçtiği Mayove Mile’de denedi şansını. “50-60 yaşında insanlar bu işi yıllardan beri yapıyor ve ancak rekoru saatte bir kaç mil ileriye götürebildiler” diye açıkladı Alp. “Düşünsene ben geldim, komik aksanımla…,”, sesi biraz kısıldı, sonra ekledi: “Bir BSA yarışçısı vardı, motorumla ilgili 10 tane hata saydı: bore/stroke oranı, inlet tract açısı… “Hayal edebiliyor musun? ‘Ya doğru yapmışsam bu işi?’ Dedim, ona.”

Yapılan işi doğru bir perspektife koymak gerekirse, bir kaç yıl önce Shunji Yokokawa en hızlı biçimde 600 cc’lik motosiklet üretme konusunda resmi bir rekor çıkardı. Honda CBR600RR üzerinde çalışan en iyi bir Honda AR-GE mühendisinden bahsediyoruz burada… Yokokawa’nın hızı, 170.828 e ulaştı. Alp, diğer eski parçalarının yanı sıra,  daha yaşlı bir silindir başlığına sahip bir motorla daha fazla hız yaptı.

Alp her zaman garajında bir ya da iki müşteri projesi üzerinde çalışıyor… Bir sonraki numarasında Alp, 650 cc’lik pushrod twin ile çalışan bir streamliner kullanarak 200’ler kulübüne katılmak istiyor. “Full Stremliner”dan farklı olarak oturmalı bir motosiklette bu hıza ulaşan ilk motosikletçi olacak, eğer bunu gerçekleştirebilirse. Kendi elleriyle şekil vermek istediği, alüminyumdan olacak gövdenin çizimlerini yapmış bile…

Motosiklet, bilerek seçtiğim bir bağımlılık…

Laura Buitron @chickamotorunner

Bundan bir sene evvel, bu seyahate çıkmadan önce, ruhen çöküntü yaşamakta olduğumu itiraf etmekten utanmıyorum. Motosikletin “sadece” bir obje olduğunun ve hayatta maddi varlıklardan çok daha önemli şeyler olduğunun farkındaydım. Fakat, motorum benim kozam, güvenlikli evim, teselli kaynağım, zorlu görevim olmuştu, kendimi ve kendi yolumu tekrar bulmama yardım eden bir araç… Nereye ve nasıl bir sürüş yapıyorsam yapayım, hatta motorumu sürüyor olmasam bile, motor sürmenin benim için bir terapi olduğunu, daha iyi bir insan olmama yardımcı olduğunu biliyorum. Ve bu bağımlılığı başka her türlü bağımlılıktan öte tercih ediyorum! http://www.absilo.com/chickamotorunner

KÜTÜPHANENİZDEN EKSİK ETMEYİN : “Yolda güvenli motosiklet kullanımına dair saygın bir kitap”

Hayat gittikçe daha da karmaşıklaşıyor ve her bir görevi yerine getirmek için tasarlanan yeni teknolojiler bu denklemi daha da zor hale getiriyor. Sonra, insanoğlu, basit ve kolay yaşamanın önüne yeni engeller daha getiriyor. Bugün artık İstanbul’dan Katmandu’ya gelenekselleşen bir motor seyahatini planlamak, maceracı motorcuyu mağrur memurlara boyun eğdiren bir konsolosluk kırtasiyeciliği ve şehvet kâbusu haline dönüştürmüş durumda. Tüm bunlar, en maceracıları bile bu işten vazgeçirebilir ve iki tekerlekli bir motor üzerinde yaşanacak bir maceranın pahalı ve ulaşılmaz olduğu fikrine yol açabilir nitelikte. Neyse ki halen aramızda, “basit bagajıyla ortalama bir motora binen, mali destek almamış ve bu nedenle bağımsız hareket ederek, motosikletçiliğin nesillerdir aktarılan özünü yakalamış olan minimalistler ve ludditler var. Bu ay aynı konuda iki kitap sunuyoruz: Birincisi, kendi başınıza, seyahat edip kamp yaparken motorunuzda bulundurmanız gereken 14 sayfalık bir temel bilgi ve referans kitabı “Hafifsiklet Tur Kitabı”. İkincisi, Macera Motosikletçiliği kavramını icat eden Chris Scott’un “Macera Motosikletçiliği El Kitabı”.  Motor modları, motorcunun beraberinde olması gereken şeyler, sürüş teknikleri gibi tüm gerekli konuları kapsayan iyi yazılmış bu yetkin kitabın altıncı baskısı çıktı. 

KÜTÜPHANENİZDE BULUNMASI GEREKEN ESERLER, ŞİMDİLİK:

Aksi belirtilmedikçe, tüm kitapların İngilizce nüshaları Aerostich web sitesinden online temin edilebilir.

  1. Motosiklet Yol Sanatı: Daha İyi Sürüş İçin Motosikletli Polislerin El Kitabı (OMM’de Türkçe dilinde mevcut)
  2. Tam Kontrol (OMM’de Türkçesi mevcut)
  3. Tam Hakimiyet: Lee Parks’dan Yüksek Performanslı Yol Sürüşü Teknikleri (OMM’de Türkçesi mevcut)
  4. “Mükemmel Vasıta: Motosikletler hakkında özel olan şey nedir?” Yazan: Melissa Holbrook Pierson
  5. “Motosikletin Üst Yarısı: Makine ve Sürücü Bütünlüğü” Yazan: Bernt Spiegel
  6. “Hareket Halindeki Bedenler”  Yazan: Steven L. Thompson
  7. “Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı” Yazan: Robert M. Pirsig
  8. “Usta Motosiklet Sürüşü: İyi Sürüş Konusunda Son Rehber” Yazan: David Hough
  9. (ve tekrar 9) “Hafifsıklet Tur Kitabı” Aerotish – “Macera Motosikletçiliği Elkitabı” Yazan: Chris Scott